Çocuklarda Apandisit
Çocuklarda apandisit, karın ağrısının önemli nedenlerinden biridir ve zamanında değerlendirilmediğinde ciddi sorunlara yol açabilir. Apandis...
Çocuklarda böbrek taşları, idrarın içindeki bazı mineral ve maddelerin yoğunlaşarak kristalleşmesi sonucunda böbrekte veya idrar yollarında sert yapılar oluşturmasıdır. Taşlar bazı çocuklarda herhangi bir yakınmaya neden olmazken bazı çocuklarda ağrı, idrarda kan, kusma, enfeksiyon veya idrar akışında tıkanıklıkla fark edilebilir.
Çocukluk çağında böbrek taşı yalnızca mevcut taşın büyüklüğü açısından değerlendirilmez. Taşın neden oluştuğunun belirlenmesi, böbreklerin etkilenip etkilenmediğinin incelenmesi ve yeniden taş oluşma riskinin araştırılması da sürecin önemli parçalarıdır. Bu nedenle çocuklarda izlenen tanı ve tedavi yaklaşımı yetişkinlerden farklı özellikler taşır.
Böbrekler, kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek idrar oluşturur. İdrarda bulunan kalsiyum, oksalat, ürik asit veya sistin gibi maddeler belirli koşullarda bir araya gelerek kristaller meydana getirebilir. Bu kristaller zamanla birleştiğinde böbrek taşı oluşabilir.
Taş böbreğin içinde kalabilir, böbrekten mesaneye idrar taşıyan üreter kanalına ilerleyebilir veya idrarla dışarı atılabilir. Oluşturduğu yakınmalar taşın yalnızca boyutuna değil; yerine, hareket edip etmediğine ve idrar akışını engelleyip engellemediğine de bağlıdır.
Halk arasında kullanılan çocuklarda böbrek kumu ifadesi çoğunlukla küçük kristaller veya çok küçük taş parçaları için kullanılır.

Ancak idrar tahlilinde kristal görülmesi ile görüntülemede belirgin bir taş saptanması aynı durum değildir. Kristalin türü, miktarı ve eşlik eden bulgular birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuklarda böbrek taşı belirtileri çocuğun yaşına ve taşın idrar yollarındaki yerine göre değişebilir. Küçük çocuklar ağrının yerini tarif edemeyebilirken okul çağındaki çocuklar yan, sırt, karın veya kasık bölgesindeki ağrıyı daha açık ifade edebilir.
Görülebilecek başlıca belirtiler şunlardır:
Yan, bel, sırt veya karın bölgesinde ağrı
Kasığa doğru yayılan ve aralıklarla şiddetlenen ağrı
İdrarda pembe, kırmızı veya kahverengi renk değişikliği
İdrar yaparken yanma ve ağlama
Sık idrara çıkma veya ani idrar yapma isteği
Bulantı ve kusma
Huzursuzluk ve iştahsızlık
Ateş veya titreme
Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu
İdrar miktarında azalma
Taş böbrekte hareketsiz durduğunda belirti vermeyebilir. Üreter kanalına ilerlediğinde ise idrar akışını zorlaştırarak dalgalar halinde gelen ağrıya neden olabilir. Çocuklarda yan ağrısı her zaman böbrek taşı anlamına gelmez; kas sorunları, bağırsak hastalıkları, idrar yolu enfeksiyonları ve farklı karın içi hastalıklar da benzer yakınmalara yol açabilir.
Bebeklerde böbrek taşı daha genel ve belirsiz belirtilerle ortaya çıkabilir. Bebek ağrının yerini gösteremediği için açıklanamayan ağlama, sürekli huzursuzluk, beslenmeyi reddetme, kusma veya uyku düzeninde bozulma görülebilir.
Bebek bezinde pembe veya kırmızı bir görünüm oluşması, bebeğin idrar sırasında huzursuzlanması ve ateşinin yükselmesi değerlendirilmesi gereken belirtiler arasındadır. Bebek bezindeki turuncu renkli tortular her zaman taş olduğu anlamına gelmez; özellikle yenidoğan döneminde farklı kristaller de benzer bir görüntü oluşturabilir. Görünüm tekrarlıyorsa veya başka bir belirti eşlik ediyorsa değerlendirme yapılmalıdır.
Çocuklarda idrarda kan, taşın idrar yollarının iç yüzeyini tahriş etmesi sonucunda ortaya çıkabilir. Kan bazen gözle görülebilirken bazen yalnızca idrar tahlilinde saptanır.
İdrardaki kanın enfeksiyon, böbrek hastalıkları, travma veya farklı üriner sistem sorunları gibi başka nedenleri de olabilir. Bu nedenle yalnızca idrarın rengine bakılarak böbrek taşı tanısı konulmaz.
Çocuklarda böbrek taşı oluşumu genellikle tek bir nedene değil, birden fazla etkenin bir araya gelmesine bağlıdır. Taş oluşumunda sıvı tüketimi, beslenme düzeni, metabolik özellikler, kalıtsal yatkınlık ve idrar yollarındaki anatomik farklılıklar birlikte rol oynayabilir.
Çocuğun ihtiyacından daha az sıvı alması idrarın yoğunlaşmasına yol açabilir. Yoğun idrarda taş oluşturabilecek maddelerin kristalleşmesi kolaylaşır. Sıcak hava, yoğun fiziksel aktivite, ateş, ishal veya kusma nedeniyle sıvı kaybının artması da bu süreci etkileyebilir.
Aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi idrarla atılan bazı minerallerin miktarını artırabilir. Yaşa uygun olmayan yüksek protein tüketimi, dengesiz beslenme veya bilinçsiz kullanılan takviyeler de bazı çocuklarda taş oluşumuna katkıda bulunabilir.
Çocuğun süt ve süt ürünleri gibi kalsiyum kaynaklarından tamamen uzaklaştırılması doğru bir yaklaşım değildir. Kalsiyum kısıtlamasının gerekip gerekmediği ancak taş türü ve metabolik inceleme sonuçlarına göre belirlenebilir.
Bazı çocuklarda idrarla normalden fazla kalsiyum, oksalat, ürik asit veya sistin atılabilir. Taş oluşmasını engellemeye yardımcı olan sitratın düşük olması da riski artırabilir.
Ailede böbrek taşı bulunması çocukta taş gelişme olasılığını artırabilir ancak kesin olarak taş oluşacağı anlamına gelmez. Çok erken yaşta başlayan, iki böbrekte birden görülen veya sürekli tekrarlayan taşlarda kalıtsal ve metabolik nedenler daha ayrıntılı incelenebilir.
İdrarın böbrekten mesaneye düzenli biçimde akmasını engelleyen darlıklar veya doğumsal yapısal farklılıklar idrarın belirli bir bölgede birikmesine neden olabilir. Durgunlaşan idrar, enfeksiyon ve taş oluşumu için uygun bir ortam meydana getirebilir.
Bazı çocuklarda taşın yanı sıra çocuklarda idrar yolu tıkanıklığı da bulunabilir. Bu durumda yalnızca taşın çıkarılması değil, tıkanıklığa neden olan yapısal sorunun da değerlendirilmesi gerekir.
Bazı mikroorganizmaların neden olduğu idrar yolu enfeksiyonları taş oluşumuyla ilişkili olabilir. Bunun tersine, idrar akışını engelleyen bir taş da enfeksiyon gelişmesini kolaylaştırabilir.
Her idrar yolu enfeksiyonu böbrek taşına bağlı değildir. Ancak enfeksiyonun sık tekrarlaması, tedaviye rağmen devam etmesi veya yan ağrısı ve idrarda kanla birlikte görülmesi halinde üriner sistem ayrıntılı olarak incelenebilir.

Böbrek taşına bağlı ağrı bazı çocuklarda kısa süreli ve hafif olabilir. Buna karşılık taşın idrar kanalını tıkaması veya enfeksiyonla birlikte bulunması daha hızlı değerlendirme gerektirebilir.
Şu belirtilerde sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:
Ateşle birlikte idrar akışının engellenmesi, enfeksiyonun böbreği etkileme riskini artırabilir. Böyle bir tabloda yalnızca ağrının geçmesini beklemek uygun olmayabilir.
Çocuklarda böbrek taşı tanısı çocuğun yakınmaları, muayene bulguları, idrar ve kan testleri ile görüntüleme sonuçlarının birlikte değerlendirilmesiyle konur. Yalnızca tek bir test sonucu taşın nedenini ve tedavi gereksinimini açıklamak için yeterli olmayabilir.
Ağrının ne zaman başladığı, hangi bölgede hissedildiği, aralıklarla mı yoksa sürekli mi devam ettiği ve idrar yakınmalarının bulunup bulunmadığı araştırılır. Çocuğun günlük sıvı tüketimi, beslenme düzeni, kullandığı ilaçlar ve daha önce geçirdiği idrar yolu enfeksiyonları da değerlendirilir.
Ailede taş öyküsü bulunması ve çocuğun daha önce taş düşürmüş olması tanı sürecinde önem taşır.
Çocuklarda böbrek taşı tedavisi taşın boyutu, yeri, sayısı, idrar akışına etkisi ve çocuğun yakınmaları dikkate alınarak planlanır. Enfeksiyon, kontrol edilemeyen ağrı veya böbrek fonksiyonunda etkilenme bulunması tedavi kararını değiştirebilir.
Her taş ameliyat gerektirmez. Bununla birlikte her taşın yalnızca su içerek kendiliğinden düşeceği de söylenemez.
Küçük, idrar akışını engellemeyen ve ciddi yakınmaya yol açmayan bazı taşlar kontrollü şekilde takip edilebilir. Bu süreçte sıvı tüketiminin düzenlenmesi, ağrının kontrolü ve taşın hareketinin görüntüleme yöntemleriyle izlenmesi gerekebilir.
Çocuklarda böbrek taşı nasıl düşürülür sorusunun yanıtı taşın üreterdeki yerine, çapına, şekline ve çocuğun anatomik özelliklerine bağlıdır. Taşın hareket etmesi sırasında ağrı, idrarda kan veya tıkanıklık gelişebileceği için takip planı çocuğa özel yapılmalıdır.
Çocuklarda böbrek taşı kırma, vücut dışından gönderilen şok dalgalarının taşı daha küçük parçalara ayırmasını amaçlayan bir yöntemdir. Parçalanan taşların daha sonra idrarla dışarı atılması beklenir.
Bu yöntem her taş için uygun olmayabilir. Taşın yapısı, yeri, büyüklüğü ve idrar yolunda parçaların geçişini engelleyebilecek bir darlık bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Çocuğun işlem sırasında hareketsiz kalabilmesi için anestezi gerekebilir.
Üreteroskopi, idrar deliğinden ilerletilen ince ve kameralı aletlerle üreter kanalındaki taşa ulaşılmasını sağlar. Taş uygun araçlarla çıkarılabilir veya lazer enerjisiyle parçalanabilir.
RIRS yönteminde kıvrılabilen ince bir cihazla böbreğin içindeki taşa ulaşılır. Çocuklarda kapalı böbrek taşı ameliyatı sırasında dışarıdan büyük bir cerrahi kesi yapılmaz. Ancak idrar yollarının çok dar olması halinde işlemin aşamalı planlanması veya geçici stent kullanılması gerekebilir.
Büyük, çok sayıda veya böbreğin geniş bir bölümünü dolduran taşlarda sırttan böbreğe oluşturulan küçük bir giriş yoluyla taşlara ulaşılabilir. Taşlar parçalanarak veya uygun olduğunda bütün halinde çıkarılır.
Çocuklarda daha ince cerrahi aletlerin kullanıldığı mini ve mikro yöntemler değerlendirilebilir. Amaç, taşın temizlenmesini sağlarken böbrek dokusuna ve çevre yapılara yönelik etkileri sınırlamaktır.
Günümüzde çocuklarda böbrek taşı ameliyatı çoğunlukla kapalı veya küçük girişli yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Açık ameliyat; çok karmaşık taş yükü, belirgin anatomik farklılık veya aynı seansta düzeltilmesi gereken başka bir idrar yolu sorunu bulunduğunda sınırlı olarak değerlendirilebilir.
Çocuklarda böbrek taşı tedavi yöntemi yalnızca taşın milimetre cinsinden ölçüsüne bakılarak seçilmez. Taşın böbreğin hangi bölümünde bulunduğu, üreter kanalına ilerleyip ilerlemediği, idrar akışını etkileyip etkilemediği ve enfeksiyon bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilir.
Yöntem seçiminde ayrıca şu özellikler dikkate alınır:
Çocuğun yaşı ve kilosu
Böbrek ve idrar yollarının anatomisi
Taşın sayısı, sertliği ve yerleşimi
Böbrek fonksiyonları
Daha önce uygulanan tedaviler
Kullanılabilecek cihazların çocuğun anatomisine uygunluğu
Tekrar işlem gereksinimi
Anestezi planı
Küçük ve belirti oluşturmayan bir taş izlenebilirken idrar akışını engelleyen, enfeksiyona yol açan veya ağrısı kontrol edilemeyen bir taşta girişimsel tedavi gerekebilir. Amaç, çocuğa uygun en az müdahaleyle etkili taş temizliği sağlamak ve böbrek fonksiyonlarını korumaktır.
İyileşme süreci uygulanan yönteme göre değişir. Dışarıdan taş kırma sonrasında parçaların idrarla atılması sırasında ağrı ve idrarda hafif kan görülebilir. Endoskopik işlemlerden sonra idrar yaparken geçici yanma veya sık idrara çıkma yaşanabilir.
Bazı çocuklarda idrar akışını korumak için geçici stent yerleştirilebilir. Stent, mesane bölgesinde rahatsızlık, sık idrara çıkma veya yan ağrısı oluşturabilir. Ne zaman çıkarılacağı uygulanan işleme göre belirlenir.
Kontrol sürecinde görüntüleme, idrar tahlili ve gerekli metabolik incelemeler planlanabilir. Taşın çıkarılması, yeniden oluşma riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Çocuklarda böbrek taşı tekrarlar mı sorusunun yanıtı taşın türüne ve altta yatan nedene bağlıdır. Metabolik veya anatomik risk faktörleri devam ediyorsa yeni taşlar oluşabilir. Korunma planı bu nedenle her çocuk için aynı değildir.
Çocuğun gün içine yayılan düzenli sıvı tüketimi, idrarın aşırı yoğunlaşmasını önlemeye yardımcı olur. Gereken miktar yaş, kilo, fiziksel aktivite, hava sıcaklığı ve eşlik eden hastalıklara göre değişir.
Çocuğun yalnızca susadığında su içmesi bazı durumlarda yeterli olmayabilir. Okulda, sporda ve sıcak havalarda suya erişimin kolaylaştırılması önemlidir.

Paketli atıştırmalıklar, işlenmiş etler, hazır çorbalar, soslar ve fast food ürünleri toplam tuz tüketimini artırabilir. Yemeklere fazladan tuz eklenmemesi ve ürün etiketlerinin kontrol edilmesi yararlı olabilir.
Çocuklarda böbrek taşı beslenme planı, taşın türü ve idrar incelemelerine göre hazırlanmalıdır. Süt ürünlerini, sebzeleri veya protein kaynaklarını bilinçsiz biçimde tamamen kesmek büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir.
Vitamin, mineral veya bitkisel ürünler hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamalıdır. Bazı takviyeler idrardaki taş oluşturucu maddelerin miktarını etkileyebilir.
Çocukta yakınma bulunmaması yeni taş oluşmadığını kesin olarak göstermez. Kontrol aralıkları; taşın türü, metabolik riskler, uygulanan tedavi ve önceki görüntüleme sonuçlarına göre belirlenir.
İdrar tahliliyle kan hücreleri, enfeksiyon bulguları, idrarın yoğunluğu ve kristaller değerlendirilebilir. Enfeksiyon şüphesi varsa idrar kültürü planlanabilir.
Kan testleri böbrek fonksiyonları, sıvı kaybı ve taş oluşumuyla ilişkili olabilecek bazı maddeler hakkında bilgi sağlayabilir. Tekrarlayan taşlarda günlük idrarla atılan minerallerin incelenmesi gerekebilir.
Ultrason, radyasyon içermemesi nedeniyle çocuklarda taş şüphesinde sıklıkla kullanılan ilk görüntüleme yöntemidir. Böbrekteki taşın yanı sıra idrar yollarındaki genişleme ve tıkanıklık bulguları da değerlendirilebilir.
Ultrasonun yeterli bilgi vermediği, taşın yerinin netleştirilemediği veya girişim planlaması gerektiği durumlarda farklı görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Radyasyon içeren incelemeler her çocukta rutin olarak uygulanmaz; sağlayacağı bilgi ve gereklilik dikkate alınarak planlanır.
Düşürülen veya ameliyatla çıkarılan taşın yapısının incelenmesi, oluşum nedeninin belirlenmesine katkı sağlayabilir. Çocukluk çağında taşın tekrar etme olasılığı bulunduğundan, yalnızca taşı ortadan kaldırmak yerine metabolik etkenleri değerlendirmek önemlidir.
Özellikle erken yaşta taş gelişen, iki taraflı veya çok sayıda taşı bulunan, aile öyküsü olan ve taşı tekrarlayan çocuklarda daha kapsamlı inceleme gerekebilir.
Çocuklarda apandisit ve çocuklarda safra kesesi ameliyatı içeriklerini de inceleyebilirsiniz.
Taşın düşme ihtimali yalnızca çapına bağlı değildir. Üreterdeki yeri, şekli, idrar yolunun genişliği ve çocukta tıkanıklık veya enfeksiyon bulunması da önemlidir. Aynı büyüklükteki iki taş farklı çocuklarda farklı şekilde ilerleyebilir. Bu nedenle belirli bir milimetre değerinin altındaki bütün taşların kesin olarak düşeceği söylenemez. Çoğu çocukta süt ve süt ürünlerinin tamamen kesilmesi gerekmez. Besinlerle alınan kalsiyumun bilinçsizce azaltılması bazı taş türlerinde beklenen yararı sağlamayabilir ve büyüme dönemindeki çocuğun beslenmesini bozabilir. Kısıtlama gerekip gerekmediği taş analizi, idrar incelemeleri ve çocuğun günlük beslenme düzenine göre belirlenmelidir. Taşın üreter kanalında hareket etmesi şiddetli ağrıya, bulantıya ve kusmaya neden olabilir. Sürekli kusan çocuk yeterli sıvı alamazsa idrar yoğunluğu artabilir ve sıvı kaybı gelişebilir. Kusmaya ateş, idrar yapamama, şiddetli ağrı veya belirgin halsizlik eşlik ediyorsa gecikmeden değerlendirme gerekir. İdrar tahlilinde kan, kristal veya enfeksiyon saptanması böbrek taşı olasılığını destekleyebilir. Ancak normal bir idrar tahlili taş bulunmadığını kesin olarak göstermez. Taşın varlığı ve idrar yollarına etkisi çoğunlukla görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir. İdrar tahlili, tanı sürecinin yalnızca bir bölümüdür. İdrarda kum benzeri parçacıklar kristal, mukus, hücresel kalıntı veya küçük taş parçaları olabilir. Görünümün tekrarlaması halinde idrar örneği incelenebilir. Kristal saptanması tek başına böbrek taşı tanısı koydurmaz; kristalin türü, idrarın yoğunluğu ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilir. Taşın kendisi her zaman ateşe neden olmaz. Ateş, taşla birlikte idrar yolu enfeksiyonu bulunduğunu gösterebilir. Taş idrar akışını engelliyorsa enfeksiyonun böbreği etkileme riski artabilir. Ateşe yan ağrısı, kusma, titreme veya idrar miktarında azalma eşlik ediyorsa hızlı değerlendirme önemlidir.Çocuklarda Böbrek Taşı Kaç Milimetre Olursa Düşer?
Böbrek Taşı Olan Çocuk Süt İçebilir mi?
Çocuklarda Böbrek Taşı Kusma Yapar mı?
Böbrek Taşı İdrar Tahlilinde Kesin Olarak Çıkar mı?
Çocuğun İdrarında Kum Görülmesi Ne Anlama Gelir?
Çocuklarda Böbrek Taşı Ateş Yapar mı?
Sünnet • Kasık Fıtığı • İnmemiş Testis • Hidrosel • Laparoskopik Kasık Fıtığı • Hipospadias
Çocuklarda apandisit, karın ağrısının önemli nedenlerinden biridir ve zamanında değerlendirilmediğinde ciddi sorunlara yol açabilir. Apandis...
Çocuklarda kasık fıtığı, bebeklik döneminden itibaren görülebilen ve erken fark edilmesi gereken cerrahi sorunlardan biridir. Genellikle doğ...
Kasık fıtığı ameliyatı, günümüzde farklı cerrahi tekniklerle uygulanabilen bir tedavi sürecidir. Hastanın yaşı, fıtığın yapısı ve genel sağl...